VH1'ın tozlu hissiyat veren ekranında ilk gördüğümde vurulmuştum. Hala söylemekten en keyif aldığım şarkılardan:
Sonra, iflah olmaz bir platonik aşık olarak Anthony Kiedis'e dair ne bulsam ezberleyecek kadar incelediğim yıllarda, meğer o klibin Anthony Kiedis'e ithafen çekildiğini ve Anthony'nin de John Frusciante yardımıyla kendisine bu şarkıyla cevap verdiğini öğrenmiştim:
İyice büyülenip bir de Pink Floyd hayranı olduğum fakülte yıllarında da bunu keşfetmiştim:
Performansın kameralarca yakalanabilen bir karesinde Roger Waters, Sinead'a onun bile fark etmediği bir açıdan babacan bir şekilde gururla gülümsüyor, şarkının onun sesinden duyulmasından aldığı keyif, insanı izlerken bile gururlandırıyor.
Bir gün eşim, benim pek iyi olmadığım bir dönemde, benim bile bilmediğim bu ABBA cover'ı ile gelmişti eve "Bak ne dinleteceğim, işyerinde radyoda çaldı, çok güzel!" diye, ilaç gibi gelmişti, klibini izleyince iyice sevmiştik:
Video boyunca Sinead, bize halimizi hatrımızı sorarken mutfağında usul usul işleniyor, eliyle masadaki kırıkları toplayıp bize kahve yapıp önümüze koyuyor, aşırı hoşuma gitmişti, bu da hala eşimle kişisel mitolojimizde yeri olan şarkılardandır.
Dün gece Mamma Mia'yı yeniden izledim, Chiquitita başladığında aklıma Sinead geldi, ne kadar kendine has, kırılgan ve güzel bir ruhtu, sesti, keyifli filmin ortasında onun taze kaybı yine aklıma geldi, canım sıkıldı. Asla unutmayacağımız bir değer, değerlerimiz birer birer yok olup gidiyorlar ama sadece bedenen. Sinead'ı bu dört şarkıyla her zaman kalbimde taşırım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder